Çınaraltı - Köşe Yazarları

Tuesday, September 12, 2006

Televizyon seyirleri..

Aşk-ı Beka

Televizyon seyirleri..

Ahir zamanın şu son demlerinde, her şeyin bir "alternatif"i var. Çeşit çok; mutluluk ve memnuniyet az.
Bir şeyden henüz tat almamışken, diğerine geçmek; bir mutlulukla, yiyecek bir şeylerle ve hatta insanlarla sohbetle bile yetinmeyerek hep "diğerini" istemek duygusu sarmış herkesi.
TV'de de, insanlar henüz ne izlediklerini anlamadan bir diğerine geçiyorlar, bu sırada oradan oraya film kareleri akıyor. Birbiriyle bağlantısız konular, alakasız resim ve görüntüler, gürültülü sesler tam bir kaos oluşturuyor zihinlerde.. Ancak çoğu kimse fark etmiyor bunu. Hatta bu karışıklık içinde akrep ve yelkovan da karışıyor birbirine..Nihayetinde nasıl geçtiği anlaşılmayan uzun zaman dilimleri günün büyük bir kısmını kaplıyor..
Düşünüyorum da, acaba rüyalardaki karışıklıkların bir sebebi de TV olabilir mi?...Kime sorsanız size sabaha kadar gördüğü acaip rüyalarını anlatacaktır. Oradan oraya gitmeler, birden kendini birinin evinde görmeler, ya da birbiriyle bağlantısız olaylar dizisi. Bilinçaltının ardı ardına sıraladığı bir yığın görüntü..TV'ye benzetiyorum ben bu rüyaları da.
Televizyonda yerli-yersiz her şeyi izlemek zihne de darbeler vuruyor olmalı.
Hani alimler gereksiz bir bilgi beyinlerine nakşolmasın diye başlarını yerden kaldırmadan yürürlermiş . Bizler ise sadece yarım saat TV izlemekle yıllarca unutmayacağımız gereksiz bilgileri yüklüyoruz beynimize..Çok küçükken bile seyrettiğim reklamların hatırımda kalması bunun bir delili.

İsra Suresinin 36. ayetinde “Senin için, hakkında bir bilgi hasıl olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp bunların her birinden mes’uldür”. Buyuruluyor. İbrahim Canan’ın bu hususta yorumu şöyle; ” Kişi dünyevi meselelerine veya mesleki ihtisasına girmeyen şeylerle meşgul olurken, ilmini yaparken faydalılık, gereklilik süzgecinden geçirmekle mükelleftir. Dünyevi ve uhrevi sorumluluklarına giren mevzularda eksiklikleri varken ihtisasına giren sahalarda öğrenmesi gereken bilgiler varken, lüks bilgiler, afaki malumat ve meşguliyetler bu lüzumsuz sınıfa girebilir.” (Kütüb-i Sitte Muhtasarı 7.cilt syf:108) Demek ki, bilgiyi zihnimize kabul etmeden önce fayda-zarar mülahazasından geçirmemiz gerekiyor. Bu durumda bilgi adına yapılan televizyon seyirleri de güzelce bir süzgeçten geçirilmeli. Faydasız olanından sakınılmalı…

Bunlardan başka ailenin paylaşımı adına da farklı bir köşe "televizyon köşesi”. Mesela, evde elektrikler kesiliyor, aile fertleri özellikle de çocuklar "sıkılıyor"..TV ve bilgisayar olmadan hayat düşünülemiyor..Oysa eskiden bunların hiçbiri yoktu..Hem de bu çok uzun bir geçmiş de sayılmaz.
Bir zamanlar “Tutmayan Kehanetler” başlıklı bir yazı elden ele dolaşıyordu. Bunlardan birinde tanınmış bir insan TV hakkında şöyle bir yorum yapıyordu: "Ben insanların saatlerce bir kutunun karşısında oturacağına inanmıyorum"..
Ama maalesef şimdi o kutu, eskiden evin reisine ait olan "başköşe"ye oturmuş durumda..

Yoksa televizyon bir şeyleri unutmak için bir vasıta olarak mı kullanılıyor?..Yaşadıklarından, hoşnut olmadıklarından birkaç saatliğine olsun uzaklaşmak, her şeyi unutmak için mi insanlar TV başında alıyorlar soluğu..Bunun derininde psikolojik problemler yatıyor olabilir mi?...Tıpkı doğrulardan kaçan, ölümü, acıları unutmak için kendini eğlence yerlerine atan, farklı meşgalelerle bu dünyadan sıyrılmaya çalışan insanlar gibi…
Çok abarttım belki, ama milyonlarca insanın günde ortalama 4 saatten milyarlarca saatine mal olan bu eylemin kendisi bir abartı değil mi?...

Umarım her şey gibi televizyon ve teknoloji çağının diğer oyalanma araçları hayatımız adına olması gereken yerde durur. İnşallah, bizler televizyonu doğru kullananlardan, dozunu iyi ayarlayanlardan oluruz ve hesabını vermekten çekineceğimiz saatlerle doldurmayız defterlerimizi..

Sunday, September 10, 2006

Aşk

Omrumuzde en az bir kere "ask nedir?" veyahut "hic asik oldun mu?" sorusu ile muhatap olmusuzdur..Sevgililer gunu ardindan dusundum, simdiki flortler asklar her 14 Subat'ta farkli biri ile yasanir hal aldi..Ask nedir sorulari forumlarda, diyaloglarda dunyanin sonuna kadar sorulacak, tartisilacak, herkes kendince aciklama getirecek..

Nedir ask?

Ask anlatilmaz yasanir...ask icin soylenenler aciz kaliyor..aski kelimeler ifade edemez..Gozlerin dilini kimse bilmez..soylemeden konusur asiklar..Kelimelerle degil bakislarla anlasir..Omuzuna yaslanmis bir basin sicakligini neyle ifade edersin?

Cayin icindeki sekeri goremeyiz ama her yudumda anlariz tatli oldugunu..

Sevdiginle gunesin batisini seyrederken dusunduklerini yaziya dokebilirmisin? Mehtapli bir gecede deniz, yakamoz ve ruzgarin dallarla, denizin dalgalarla dansini seyrederken, binlerce parildayan yildiz altinda anlat anlatabilirsen duygularini...

Ask hakkinda onca siir sarki bosuna yazilmamis. Bunu lisanla anlatmaya muvaffak olamadiklari icin surekli denemisler.. Ama yinede gercek aski gercek asiklar bilir ve bunu yasar anlatmaya soylemeyede ihtiyac duymazlar.. Onu yasamaktir hazzi zevki veren bir sevgiliyi ozlemektir ask acisi.. bunu kim bilebilir ki ?Acinin haz verdigini kime nasil anlatirsin ki ?

Mecnun bir ask hikayesi yazmamis.
Ferhat daglari delmis ama romanlastiramamis.
Yusuf yanmis belki ama bunu bir siirle dile getirmemis.
Onlar yasamislar !!Zevkini taa cigerlerinde hissetmisler...Kime ne ?!
Zuleyha bir sarki soylemis mi ? hic duydunuz mu ? bir ask sarkisi kavusamadigi sevgilisi icin ya da bir bestesi varmi ??

Simdi ki asiklar boyle mi? Ne demis sair ? "tarife sigmiyor askin anlami ancak ceken bilir bu derdi gami bir kordugum bastan sona tamami cozemedim cozulmuyor mihriban" (Abdurrahim Karakoc)

Mecnun yoldan gecen bir kopegin gozlerinden oper..Bunu gorenler 'Mecnun ne yapiyorsun kopek pis hayvandir hic gozlerinden opulur mu ?" diye sorarlar..Mecnun "o kopek benim Leylamin koyunden, onun gozleri Leyla mi gordu nasil opmem" diye yanitlar..

"Leyla'nin guzelligine ancak Mecnun'un gozuyle bakmalisin ki, Onu seyretmenin sirri sana da gorunsun"..

Mecnun Leyla'nin aski ile yola cikmis neticede Leyla'nin askina ulasmistir.
Benligi tum sicakligi ile saran ask vuslat ile sonuclanmadiginda geriye aci ve hasret birakir. Oysa hasretle yanilan sevgiliye kavustuktan sonra aski ayri kaldigi zamanlarda oldugu gibi yasatmak cok zordur. Kavusunca heyecan biter. Hayatin gercekleri ile yuzlesildiginde mantik devreye girer. Ilk gunlerde hissedilen duygular azalir, askin buyusu yok olur. Yasanan yogun duygular insani ilahi aska goturmekte basamak gorevini gormeli. Askin en ileri noktasi olan Allah askina ulasabilmek icin faniye olan askin gecersizligini idrak etmek gerekir.

Deli sormus deliye "ask nedir?" diye, Deli demis deliye, "Ben neden delirdim?" diye... Askindan delirenleri, iflah olamayanlari, hayattan kopanlari surekli duyuyor ve goruyoruz ancak onemli olan ilahi aski bulmaktir. Kalbi sadece O'nun aski ile doldurmaktir. Ancak o zaman gercek mutlulugu tadar ve boylelikle daimi huzuru yakalayabiliriz.

Kainatin yaradilis sebebi olan ask hayatin ozudur. Asksiz bir hayat dusunulemez ancak kalbi gecici asklarla doldurup yormak yerine, Allah ask ve muhabbetinin degerini bilerek ebedi mutluluga dogru kosmali.. Allah aski baki, mecazi ask ise fanidir. Sevdigimiz icin emek sarf ederiz. Gun ve gecelerimizi sevgiliyi dusunerek, onunla konusma, gorusme hayalleri kurarak geciririz. Onun icin herseyi yapmayi goze aliriz. Canimiz cigerimiz olan sevgili ugruna canimizi vermek isteriz. Halbuki bunca emek Allah aski yolunda harcansa, karsiliginda alacagimiz mukafati pek hesaba katmayiz. Oysa "Bana bir adim gelene ben kosarim" diyen bir Rabbimiz var. Elhamdulillah.

Mevlana'ya gore ancak askla sevgiliye, Hakk'a baglanan gonul muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Insanla , Allah arasi bir deniz mesafesi ise ; akil bu denizde bir yuzucu, ask ise bir gemidir. Yüzmek guzeldir ama uzun bir yolculuk icin yeterli degildir. Insan yuzerken yorulabilir, bogulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulasir. (Mesnevi IV/ 1423-27)
Mevlana Hz'leri her turlu kemale erisi askta gorur. Eserlerinde hep aski islemis, 'Sen olmasaydin bu gokleri yaratmazdim.' Kudsi hadisiyle ; varlik alemlerinin yaratilmasindaki yegane maksadin, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duydugu sevgi oldugunu dile getirmistir.

Ask her ne sekilde aciklanirsa aciklansin, ask kanatlarini takmadan ve tatmadan bilinemez anlatilamaz.

Rabbim kalplerimizi O'nun aski ile doldursun..Amin..

Bir Destandır Çanakkale

Gönül Tacım

http://gonultacim.blogspot.com/2006/03/bir-destandr-anakkale.html